Gazeteci Ercan Akyıldız "BEHLÜL"ün ipliğini pazara çıkardı!

Gazeteci Ercan Akyıldız "BEHLÜL"ün ipliğini pazara çıkardı!

İşte o yazı...

“BEHLÜL” tescilli bir şerefsizmiş…

Bugünkü yazım biraz içsel, biraz da duygusal olacak.
Yaşamlarının arka bahçesinde ahlaksızlık abidesi dikip, “şer” kapısında tellallığa soyunanları gördükçe bize daha fazla iş düştüğünün farkına varıyorum…
Küfrün önde gelenlerinin adam diye dolaştığı bir ortamda, şantajcıların boy göstermesine olan tepkimizden rahatsız olanlar, kuyruklarına basılmış kedi yavrusu gibi bağırmaya başladılar.
Yani biz davula vurduk, dümbelekten ince ince ses geldi.
Bugüne kadar, kaleme aldığım hiçbir yazıda yada TV programında kimseyi “zan” altında bırakmamak için isim kullanmadım. Gelen şikayetler ve yaşanmışlıklar üzerine bir realiteyi ortaya koyarak tedbir alınması noktasında gayretimiz oldu.
Meğer o kadar tescilli bir şantajcı varmış ki yazdıklarımızdan sonra kızılca kıyamet koptu…
Gerçek şantajcılar, şişkin ciğerlerinden yalancı nefesler üfleyerek, sözün ruhuna tecavüze kalkıştı. BEHLÜL çakma ismini kullanarak iftira atıp, akılları sıra bizim pes edeceğimizi zannettiler.
Bu mümkün mü?
Tabi bu arada merak ettim, kim bu iftiracı BEHLÜL…
Söylem gazetesinden Semra hanımın ifadesine göre, Türk toplumunda amcasının hanımına göz koyan ve ŞEREFSİZ olarak bilinen “ultra” bir şerefsizmiş BEHLÜL…
Gazeteci Alparslan Yıldız ise takma ismini kullanarak, insanlara sosyal medya üzerinden çamur atan bu zatı tanımlarken de şu ifadeleri kullanıyor;
“Bir adam, kendine son dönem bir dizide şerefsizliği ile gündeme gelen ve toplumun aklında şerefsizlik çağrıştıran bir ismi takma isim olarak neden alır ki?
İçinde bastırılmış bir şerefsizlik mi var birader? Adamlığı çağrıştıran bir takma isim mi bulamadın?” diyerek sordu…
Yani bastırılmış duyguların bir yansıması olarak değerlendirip “kaçak güreşme”
diyor..
Bana göre ise BEHLÜL, ahlaksız bir şantajcı…
Hani, Bursa’nın çok iyi tanıdığı bir siyasetçiye fatura gönderip tehdit eden ahlaksız biri…
Organize Sanayi bölgesinin Başkanına yine fatura gönderip, aba altından sopa göstererek tahsilat yapmaya çalışan bir zavallı..
Foyasını ortaya çıkaran gazetecileri, aynı zihniyetteki babası aracılığı ile ölümle tehdit edecek kadar bir korkak…
Dönem dönem siyasette boy gösteren bir şarlatan…
Sıralamak mümkün…
Bu toplumda sapık olarak bilinen Behlül, benimle ilgili de iddialarda bulunmuş...
Demiş ki; bu arkadaşı Meydan Gazetesi döneminde Hikmet Şahin’e verdiği desteklerden tanıdı Bursa. Hatta ondan öncesi Cem Uzan’ın Bursa şubesiydi. Bütün ödemeler O’nun üzerinden yapılırdı.
(Bugün de olsa yine proje adamı Hikmet Şahin’i desteklerdim. O kuş beynini kullanarak bir yerlere mesaj vermeye çalışıyor. Olmayan aklıyla)
Bak şantajcı sapık BEHLÜL;
Hikmet Şahin döneminden önce 40 bin kişinin çalıştığı Rumeli Holding bünyesindeki yayın kuruluşlarının Bursa Bölge sorumlusuydum. Belki de sen  o dönemde boklu bezle geziyordun. Ödemelerin benim üzerimden yapıldığı yalanını uydurarak, güya algı yapmaya kalkıyorsun. Ben o dönemde bile muhasebeci değil gazeteciydim…
Kenan Kibar’la arkadaşlığımı da sorgulayarak, onun benden nasıl komisyon alacağının olduğunu idrak edemeyecek kadar gerizekalının biri Behlül sapığı…
Çünkü, piyasaya dağıtılan tuvalet kağıdı değerindeki sözde gazetesini kimse adam yerine koymadığı için, gazetelerle iş yapan ajansların yapılan anlaşma kapsamında, gazetelere gönderdiği ilanlardan belirli oranlarda komisyon alabileceğini bilmeyecek kadar bilgi yoksunu…Aslında ajanslarla gazeteler arasındaki bu resmi ilişkiyi kendi de çok iyi biliyor ama yalan ve iftira bu şerefsizin ruhuna işlemiş.
Çok meraklı ya bu sapık Behlül, bizim gazetenin sahibinin kim olduğunu açıklamamı istiyor…
Seni adam yerine koyup içeri alırlarsa git gazetelerin yayınlarıyla ilgilenen kurumlara sor, ya da Türk Patent Enstitüsü’ne yazılı müracaatta bulun, boş işlerle insanların zihinlerini rahatsız etme…
Anladın mı sapık BEHLÜL…
Artık senin ismini daha fazla kullanarak bu satırları kirletmek istemiyorum…
Sen yaptırdığın ölüm tehditlerinin, kullandığın ifadelerin hesabını vermeyeceğini zannetme…
Yüce Türk adaleti önünde,  şantajcı mı, sapık mı, yoksa iftiracı mı ne halt olduğunu,yani gerçek kimliğini açıklamak zorunda kalacaksın…
Hadi bakalım el mi yaman bey mi yaman?
Bu saatten sonra, ifade ettiğim gibi hayatının arka bahçesine yepyeni bir ahlaksızlık abidesi diken sapık BEHLÜL’ün bir yerde pes etmemesi mümkün mü?
Karşındaki insanları bilinen metotlarla yıkamayacağını anlayınca,Aristo tarzı kurnalıklara soyunman da seni kurtaramaz…
Tek sorum, seni kim yetiştirdi de bu camiaya soktu…
Açıkla sapık BEHLÜL…