Demirtaş konuşurken TRT mikrofonu düşünce...

Demirtaş konuşurken TRT mikrofonu düşünce...

Demirtaş, düzenlenen bir panele katılmak üzere geldiği Boğaziçi Üniversitesi Garanti Kültür Merkezi'nde üniversite öğrencileriyle buluştu. Konuşma sırasında kürsüdeki TRT'ye ait mikrofonun düşmesi üzerine Demirtaş'ın "Benim bir kastım yok" demesi, gülüşmelere neden oldu.

Demirtaş, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'nin tamamını yakından ilgilendiren bir gelişmeyle karşı karşıya olduklarını ve seçimde iki temel tercihin yarışacağını belirterek, "Ya Türkiye'nin otoriterleşmesine, diktatörlüğe, tek adamlık sisteminin güçlenmesine, Anayasal dayanağa kavuşmasına yol açacak ve yukarıdan başlayarak bir toplumsal mühendisliğin artık kendini iyiden iyiye dayattığı toplumsal bütün özgürlük alanlarının da sınırlandığı bir tercihle karşı karşıya kalacağız. Bir diğer seçenek de aslında HDP'nin öncülüğünü yaptığı fakat HDP etrafında bir araya gelmiş, daha çok ademi merkeziyet, yerinden yönetim mekanizmasını savunan, eğer devletle organize olacaksa, bununla birlikte bu idari modelin etrafında sivilleşmeyi, çoğulculuğu, çok kültürlülüğü, çok inançlılığı garanti altına alan, demokratik bir anayasa etrafında yeni bir toplumsal sözleşmeyi savunan çizgi olacak" diye konuştu.

"İki çizginin yarışı, tarihseldir"

Demirtaş, bahsettiği iki temel çizginin yarışının ve rekabetin güncel, seçime dayalı bir çatışma olmadığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Bu, egemenlerle ezilenlerin tarihsel çatışmasıdır. Elinde gücü bulunduran muktedirlerin, tabanda halk ve çalışanlar nezdinde oluşturdukları bütün baskı mekanizmalarını koruma, baskıyı seçimler aracılığıyla var etme kültürüdür bu. Ezenlerin kültürü budur. Bu sadece Türkiye'ye ve haziran seçimlerine özgü, yeni ortaya çıkmış bir durum değil. Biz her açıdan kendini 'ezilen' olarak tarif eden, subjektif olarak da aslında ezilen olan her kimliği, her inancı, sınıfı, her cinsiyeti temsil etmeye çalışıyoruz."

Baraj sorunu olan ve bu riski göze alarak seçime giren bir parti olduklarını kaydeden Demirtaş, "Böylesine bir programın Türkiye'de baraj sorununun olması zaten aslında çok mücadele edilmesi gerektiğinin ve çok uğraşılması gerektiğinin kanıtıdır. Böyle bir program hayli hayli Türkiye'de iktidarda olmalıydı ve Türkiye'yi yöneten anlayış bu olmalıydı" ifadelerini kullandı.

Barajı aşıp daha güçlü şekilde parlamentoya girdikten sonra işin bitmediğini ve asıl yapılması gerekenin, yeni özgürlükçü sivil bir anayasa etrafında büyük bir toplumsal örgütlenmeyi sağlamak olacağını aktaran Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"HDP'nin başarısı sıradan bir yüzde 10 seçim barajını aşmanın çok çok ötesinde, ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde bir domino etkisi yaratacaktır. Üzerimize geliyor olmalarının nedeni budur. Gerçek bir halk örgütlenmesidir HDP. Bizatihi halkın örgütlediği, her şeyi halk tarafından var edilmiş gerçek halk partisi olduğu için hiç kimse nereye koyacağını bilemiyor. Hiç kimsenin aklına, bunun gerçek halk hareketi olabileceği fikri gelmiyor. Çünkü siyasi tarihte böyle bir şey yok."

"HDP kazanırsa Ortadoğu'da moral etkisi olacaktır"

AK Parti çizgisinin, Türkiye'yi kültürsüz, dilsiz ve modernleşme adı altında tümüyle neoliberal kapitalist politikalara teslim edilmiş bir ülkeye dönüştürmek istediğini ileri süren Demirtaş, "Bu çizginin kazanması demek, Türkiye'de felaket demektir. HDP kazanır ve bu çizgiyi ideolojik olarak da seçimde oy oranı olarak da yenmeyi başarırsa, bunun Ortadoğu'daki moral etkisi de farklı olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Demirtaş, HDP'nin en büyük farklılığının kadın rengi olduğunu ve HDP'nin bir "kadın hareketi", bir "kadın partisi" olduğunu belirterek, "Bu da gerçekten kelimenin tam anlamıyla bir demokratik güvencedir. Egemenlik sisteminin, sermaye, devlet, kapitalist egemenliğinin, erkek zihniyet egemenliğinin, her türlü egemenliğin yeniden yeniden üretildiği, kadın erkek ilişkisini temelden sorgulayan bir felsefeyle HDP meseleye yaklaştı. Kadın erkek arasındaki egemenlik ilişkisi, demokratik bir ilişkiye dönüştürülmedikçe biz sermayeyle, devletle, diğer egemen güçlerle hiçbir ilişkiyi demokratik bir tarza dönüştüremeyiz, çünkü kaynak orası. Bu, bütün Ortadoğu'da ezilen kadınlara da büyük bir umuttur" ifadelerini kullandı.

Anketlerin farklı sonuçlar gösterebildiğini ve barajı aşabileceklerine yürekten inandığını kaydeden Demirtaş, "Bizim sahada edindiğimiz izlenim şudur ki; barajı aşmanın yaratacağı etkiden çok daha büyük bir etkiyi, zaten yaratmış durumdayız. Yani kazanmamız gereken şey, toplumda yeniden umut yaratmaktı. Asıl zafer buydu ve biz bunu başardık." diye konuştu.

"Siyasi geçmişimiz, ortak gelecek kurmamıza engel değil"

Selahattin Demirtaş, öğrencilerin kağıtlara yazarak kendisine ulaştırdığı soruların bir kısmını da yanıtladı.

Demirtaş, bir öğrencinin, "HDP Meclis'e giremezse silahlı çatışmalar başlar mı?" şeklindeki sorusunu, "Öyle bir ilişki kurmak, çok doğru bir şey değil. Her halükarda çatışmasızlığı devam ettirebileceğimizi düşünüyorum. HDP'nin varlığı barışın temelidir. Çatışmasızlık devam etsin diye bütün gücümüzü kullanacağız ve başaracağımıza da inanıyoruz" diye yanıtladı.

Bazı adaylarının beğenilmediği belirtilerek bununla ilgili görüşü sorulan Demirtaş, "Bu çok normal. 550 adayımızın tümüyle kabul edildiği bir demokrasi, siyasi yaklaşım çizgisi olmaz. Siyasi geçmişimiz, ortak gelecek kurmamıza engel değil. Bunu yaparak göstermek istiyoruz. Mutlaka eleştirdikleriniz, beğenmedikleriniz olacaktır. Başkası da başka iki adayı beğenmiyordur. Diğer 548 adayımız var. Onlara bakarsanız içiniz daha rahat eder" değerlendirmesini yaptı.