Davutoğlu’na sert eleştiri
Yayınlanma:
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Sayın Davutoğlu, var git işine, bize ilişme; sen saray etrafında dönmeyi dene. Bizimle aşık atamazsın, kalite ve kalibrenle bil ki tozumuza bile yetişemezsin" dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin pek çok sorunu olduğunu belirterek, "AKP’nin her yanı tel tel dökülen mefluç politikaları ülke ve millet hayatını terörize etmekte ve zehirlemektedir.Toplumsal cinnet, ekonomik felaket, siyasal hezimet, ahlaki vahamet birbirine eklemlenerek Türkiye’yi köşeye sıkıştırmakta, milletimizin nefesini kesmektedir. Bunun yanında sosyal ve ekonomik çalkantı devamlı kamçılanmakta, devamlı körüklenmektedir.Türkiye, hepimizi endişeye sürükleyen bir şiddet döngüsüne, vahşet sürecine kilitlenmek üzeredir. Mersin’in Tarsus ilçesinde, akıl almaz yöntemlerle, en aşağılık şekilde katledilen Özgecan kızımız nasıl bir cinnetle, nasıl bir şiddet seliyle karşı karşıya kaldığımızı göstermiştir. Öncelikle Özgecan evladımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Kederli ailesinin acısını yürekten paylaşıyor, bu hunhar cinayeti lanetliyor ve katillerin en ağır düzeyde cezalandırılmasını temenni ediyorum. Ailesinin ve hepimizin başı sağolsun diyorum"
Kadına yönelen şiddet dalgasının, masum canlara kast eden canice saldırıların niçin bu kadar yaygınlaştığının mutlaka araştırılması gerektiğine dikkati çeken Bahçeli, "Toplumsal huzurumuza musallat olan bu kanlı ve vahşi tablonun arkasındaki perde aralanmadıkça maalesef Özgecanların kaybını engellememiz ihtimal dahilinde değildir.Şiddet bir sonuçtur ve sebepleri gün yüzüne çıkarılıp tedavi edilmedikçe acıklı hadiseler vicdanları kanatmaya devam edecektir.Bizim için çok mühim olan bu konuyla ilgili yapacağım değerlendirmelere geçmeden evvel, Türkiye ekonomisiyle ilgili bazı kanaatlerimi açıklamak, düşüncelerimi sizlerin ve aziz milletimin bilgisine sunmak arzusundayım" dedi.
Bahçeli, Kasım 2014 dönemine ait işsizlik verilerini değerlendirerek, "Ülke genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki işsizlerin resmi sayısı 3 milyon 96 bine ulaşmış ve bu kapsamda işsizlik oranı yüzde 10,7 olarak gerçekleşmiştir.2014 yılı Şubat ayı itibariyle, işsizlik oranını hesaplamada yeni bir yönteme geçildiğinden işsiz sayısının çerçevesi kurnazca daraltılmıştır. AKP Hükümeti ayak oyunlarıyla, bayat numaralarla işsizliğin üzerini örtmekte, gerçek manzarayı gizlemektedir. Yine de mızrak çuvala sığmamaktadır. İş aramayıp çalışmaya hazır olanlarla birlikte mevsimlik çalışanları resmi işsiz sayısına ilave ettiğimizde karşımıza hakikaten de iç karartan bir tablo çıkmaktadır. Kim ne söylerse söylesin, toplam işsiz sayısı 6 milyona yaklaşmakta ve her evi, her haneyi ateş gibi sarmaktadır. Sosyal ve ekonomik istikrarsızlığı besleyen sayıları iki milyonu aşan Suriyeli sığınmacılar ise işsizliği daha da kemikleştirmektedir. Gençler işsiz, analar, babalar, çocuklar ümitsizdir. İşsizlik sorununu çözmeyen, çözme gibi bir niyeti de bulunmayan, iş ve aş umutlarını karşılamaktan bihaber AKP Hükümeti tam bir başarısızlık markasıdır. Kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 33,9’dur. Herhangi bir sosyal güvencesi olmayan ve kayıt dışı çalışma grubunda bulunanların oranı yüzde 35’e yaklaşmıştır.
2014 yılı üçüncü çeyrekte yüzde 1,7; dokuz aylık dönemde yüzde 2,8 artan ekonomik büyüme yeni iş sahaları oluşturmaktan çok ama çok uzaktır. İşin bir başka düşündürücü tarafı da, çalışma çağındaki nüfusumuzun sadece 25 milyon 874 binin istihdam ediliyor olmasıdır. Gelişmiş ülkelerle mukayese ettiğimizde bu rakam oldukça düşük ve yetersizdir.Takdir edersiniz ki, bir ekonominin başarısı çalışma istek ve arayışında olan insanlara sağladığı veya sağlayacağı iş imkânlarıyla doğru orantılıdır. Bu itibarla AKP’nin ekonomi politikaları duvara toslamakla kalmamış, milyonlarca vatandaşımızı işsiz, güçsüz ve gelirsiz bırakmıştır"
BAHÇELİ’NİN SEÇİM VAATLERİ
Milliyetçi Hareket Partisi’nin işsizliği yenecek kuvvet ve azme sahip olduğunu anlatan Bahçeli, şunları söyledi: "Rabbim izin verir, aziz milletimiz destek ve yetkiyi sağlarsa, işsizlik muhasarası yarılacak, yolsuzluk saldırısı, yoksulluk taarruzu kesif bir bozgun yaşayacaktır. Aç ve açıkta kim varsa elinden tutacağız. İşsiz ve darda kalan kim varsa, elimizi uzatacağız, gönlümüzü açacağız. Gelir dağılımındaki korkunç adaletsizliği giderip, orta sınıfa soluk aldıracağız, zenginden fakire doğru gelir transferi sağlayacağız. İşsizliği önlemek için her yıl sürdürülebilir nitelikli yüksek ve kesintisiz ekonomik büyümeyi, bu büyümenin üretime, yatırıma ve istihdama yol açmasını, toplam varlığı 80 milyar lirayı aşan işsizlik sigortası fonunu işsizlikle mücadelede etkin kullanmayı ve fon gelirinden amacı dışına çıkarılarak hazineye aktarılan 11,5 milyar lirayı tekrar iade etmeyi, işsizlik ödeneğinden yararlanma şartlarını esnetmeyi ve çok sayıda kardeşimizin yararlanmasını, 4/C’lilere kadro vermeyi,Kamuda çalışan taşeron işçileri kadrolu yapmayı, Kadınlarımızın işgücüne katılımını teşvik etmeyi, Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili biriken sıkıntıları gidermeyi, İhtiyaç sahibi her aileden en az bir kardeşimize iş imkanı sağlamayı, atama bekleyen öğretmenlerimizin şikayet ve feryatlarını dindirmeyi, kamuda boş kadrolara atama yapmayı, üniversiteyi bitirmiş evlatlarımızın yüzünü güldürmeyi mutlaka başaracağız, mutlaka yapacağız"
"Biz de teslimiyet yoktur" diyen Bahçeli, bu nedenle işsizliğe teslim olmayacaklarını söyledi. Boş tesellilerle avunmayacaklarını anlatan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz de atalet yoktur. Buna karşılık adaletli bölüşüm bizim işimizdir, hakça paylaşım bizim görevimizdir, külfet ve nimette ortaklık kurmak bizimle tecelli edecektir. Biz mazeret üretmeyeceğiz, üreten ekonomi, çözüm üreten ekonomi, yenilik peşinde koşan ekonomi, bilgi ve teknoloji temelli ekonomi, nihayetinde de yaralara merhem olan ekonomi yönetimini tesis ve temin edeceğiz. İnanıyoruz ki söz ağızdan bir kere çıkacaktır. Dürüstlük, verdiği sözde durmak her babayiğidin de harcı olmayacaktır.Yapacağımız şeyleri söyler, başaracağımızın garantisini veririz. Çünkü Türk siyasetinin 46 yıllık çınarına, Türk-İslam ruhunun yılmaz bekçisine, Türkiye sevdasının simgeleşmiş burcuna başka türlüsü de yakışmayacaktır"
YAŞAM MEMNUNİYETİ ARAŞTIRMASI
Geçen hafta 2014 yılına ait Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nın TÜİK tarafından açıklandığını hatırlatan Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti: "Mutlu olduğunu beyan edenlerin oranı 2013’de yüzde 59 iken, bu oran 2014’de yüzde 56,3’e gerilemiştir. Başka bir deyişle nüfusumuzun yarıya yakını esasen mutsuz ve huzursuzdur. Türkiye’nin mutluluk konusunda da kutuplaşması hayra alamet görülemeyecektir. Gerçekte ise mutlu azınlıkla mutsuz kalabalık arasındaki makas günden güne açılmaktadır. Bugün ülkemiz nüfusunun resmi olarak yüzde 15’i, yani 12 milyona yakın vatandaşımız yoksulluk sınırının altındadır. Ne var ki, hayatın bizatihi akışına baktığımızda bu rakamın daha da fazla olduğunu söylemek mümkün. Sürekli yoksulluk riski altında bulunan aşağı yukarı 10 milyon vatandaşımız bulunmaktadır. Nüfusumuzun yüzde 39,7’si sızdıran çatı, nemli duvar, çürümüş penceresi olan konutta oturmaktadır. Yine nüfusumuzun yüzde 42,2’si ısınamamakta, yüzde 65,4’nün de taksit ve borcu bulunmaktadır."
Son yedi yıllık zaman zarfında, nüfusumuzun yüzde 12,1’inin borçlanmak durumunda kaldığını anlatan Bahçeli, şunları söyledi: "Dikkatinizi çekiyorum, sayıları 38 milyona varan vatandaşlarımız beklenmedik bir harcamayı karşılamaktan uzaktır.Sayıları 58 milyonu aşan vatandaşımız yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını dahi yenilemekten mahrumdur. Toplam sayısı 5 milyona yaklaşan asgari ücretle geçinen kardeşlerimiz sosyal ve ekonomik krizin pençesindedir.2014 yılına ait verilerle söylersek, asgari ücret aldığı halde eşi çalışmayan ve karnını güç bela doyuran 2 milyon 200 bin kardeşimiz, 3 ve üzeri çocuğu bulunan 872 bin insanımız çaresizlikle boğuşmaktadır. 2 milyon taşeron işçimiz eziyet görmekte, zulüm altında inlemektedir"
"ERDOĞAN VE DAVUTOĞLU MİLLETİMİZİN SIRTINDAN GEÇİNİYOR"
"Milyonlarca insanımız sefalet şartlarında yaşarken haram üzerine dikilen, israfla çatısı örülen kaçak ve karanlık saraya sessiz kalmak mümkün müdür?" diye soran Bahçeli, "Ayakkabı alamayan, ekmek bulamayan, şu kış kıyamette palto bile giyemeyen fakir fukaranın hakkına göz dikmek, elindeki avucundaki sömürmek hangi ahlaka, hangi insanlığa sığacaktır?" diye konuştu.
Bahçeli, konuşmasında, "İşine gelmeyince dünyada yalnızlığı umursamadığını söyleyen, yeri gelince de Hz. Mevlana’nın pergel benzetmesini ilham alarak fıldır fıldır dünyayı dolaştığını iddia eden Erdoğan’ın haram ve hezimet sultası nereye kadar sürecektir? Merak ediyoruz, terlemek isteyen Erdoğan, Latin Amerika’nın sıcağını bulunca bol bol terlemiş, güneşin tadını çıkarmış mıdır?Çocuğunu okuturken saçlarına ak düşmüş kardeşim, akşam eve gelirken market ve pazarı yalnızca uzaktan seyreden değerli vatandaşım, bu haksız ve ahlaksız yönetimi daha ne kadar görmezden geleceksiniz? Erdoğan ve Davutoğlu milletimizin sırtından geçiniyor, mazlumların iliğini kurutuyor, helal kazançları aşırıyor hala görmeyecek, tepki vermeyecek miyiz?
Cumhurbaşkanı uçan sarayıyla, devletin parasıyla gezmediği, bol harcırahla görmediği, gitmediği, konaklamadığı yer bırakmamıştır.Erdoğan milletimizin sayesinde dünya turu atmakta, gökyüzünden yere bir türlü inmemekte, kıtalar arası turistik seyahat acentesi gibi çalışmaktadır"
Bahçeli, "Erdoğan dünkü bir konuşmasında, bizi de hedefe koyarak; “Proje desen proje yok, vizyon desen yok, hayal desen o bile yok. Çalışma gayreti zaten hiç yok” diyerek sanki aktif siyasetin içindeki bir siyasi şahsiyet gibi zırvalamıştır. Eğer villada soygun paralarını eritmek, yolsuzluk havuzlarında milyar dolarlarla ıslanmak, ayakkabı kutularına devasa rüşveti sıkıştırmak bir projeyse, bizim böyle bir projemiz ne görülmüş, ne de görülecektir. Eğer hırsızlık bir vizyon, ihanet bir misyonsa; biliniz ki, ne böyle bir vizyonumuz, ne de bu şekilde bir misyonumuz vardır" ifadelerini kullandı.
Bahçeli konuşmasında, "Türkiye’yi yıkmak, milleti bölmek bir hayal ve gayeyse, biz bu hayalin karşısında dimdik duran Alparslan’ız, biz bu hayasızlığı tepeleyecek Türk milletinin eğilmeyecek başı, bükülmeyecek koluyuz" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğanı eleştiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu çalışmadan ziyade, aynanın karşısına geçip çalanlardan bahsederse daha samimi, daha sıcak olacaktır. Erdoğan 2023’ü değil de, 17-25’in şifrelerini anlatırsa en azından bir defa da olsa doğru bir iş yapmış sayılacaktır. Şunu unutmayınız ki, Türk milleti hiçbir kötü emele geleceğini hibe etmeyecek, hiçbir hasis ve despot şahsiyet için gelecek ülkülerinden ödün vermeyecektir. Türkiye hırsıza, uğursuza, kanun kaçaklarına, yolsuzluk ve hıyanet çetelerine bırakılamayacak kadar değerli ve azizdir. İnanıyorum ki, Allah’ın yüce kitabında yasakladığı ne kadar kötülük varsa tarafı ve faili olanları millet vicdanı affetmeyecektir. AKP’yle olan hesabımız mahşere kalmayacak, 7 Haziran’da bu iş kökten ve tümden bitirilecektir"
Uzunca bir süredir toplumsal şiddetin tesirini artırdığına dikkati çeken Bahçeli, şöyle konuştu: "Konuşmamın başında ifade ettiğim gibi, şiddet bir sonuçtur ve nedenleri gün yüzüne çıkarılmadıktan, kaynağına inilmedikten sonra uygulanacak tedbirler pansuman işlevi görecektir. Mersin’in Tarsus ilçesinde, 20 yaşındaki Özgecan kızımızın hunharca katledilişi hepimizi derinden sarsmış, hepimizi hüzne boğmuştur. Soğukkanlı katiller, burada anlatmayacağım vahşilikle Özgecan’ın canını almış, henüz hayatının baharında aramızdan koparmışlardır.Bu cinayete yurt çapında büyük bir tepki gösterilmiş, milletimiz haklı ve meşru bir infialle caniyi, yardım ve yataklık yapan suç ortaklarını protesto etmiştir.Yediden yetmişe herkes Özgecan’a üzülmüş, Özgecan için ağlamıştır.Bu elim ve kahredici cinayetten sonra, sormamız ve sorgulamamız gereken çok şey olduğu açıktır.Kadına, kıza, küçücük çocuklara yönelik şiddet niçin bu denli yaygınlık kazanmıştır? Hiç kimse katil, terörist, ölüm makinesi olarak doğmayacağına göre, hayatın olağan akışı içinde masum bir bebekten azılı bir canavar haline dönüşmenin sırrı nedir?Sorun yetişme şartlarında mıdır? Yoksa eğitim, kültür ve toplumsal geleneklerde mi saklıdır?
Eksik bırakılan, yerine getirilmeyen, ihmal edilen, hatta unutulan hangi terbiye ve ahlaki ödevlerdir. Konunun uzmanları, üniversitelerin ilgili bölümlerinde görev alan akademisyenler ve bilim insanları bugün konuşmayacak, bugün düşünmeyecek de ne zaman dile ve insafa geleceklerdir? Fertlerdeki psikolojik ve sosyolojik açmazların tahlili, şiddeti doğuran sosyal ve siyasal iklimin analizi isabetle yapılmadan yasa çıkarılsa da anlamı olmayacak, idam cezası getirilse de şiddet durmayacaktır"
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin pek çok sorunu olduğunu belirterek, "AKP’nin her yanı tel tel dökülen mefluç politikaları ülke ve millet hayatını terörize etmekte ve zehirlemektedir.Toplumsal cinnet, ekonomik felaket, siyasal hezimet, ahlaki vahamet birbirine eklemlenerek Türkiye’yi köşeye sıkıştırmakta, milletimizin nefesini kesmektedir. Bunun yanında sosyal ve ekonomik çalkantı devamlı kamçılanmakta, devamlı körüklenmektedir.Türkiye, hepimizi endişeye sürükleyen bir şiddet döngüsüne, vahşet sürecine kilitlenmek üzeredir. Mersin’in Tarsus ilçesinde, akıl almaz yöntemlerle, en aşağılık şekilde katledilen Özgecan kızımız nasıl bir cinnetle, nasıl bir şiddet seliyle karşı karşıya kaldığımızı göstermiştir. Öncelikle Özgecan evladımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Kederli ailesinin acısını yürekten paylaşıyor, bu hunhar cinayeti lanetliyor ve katillerin en ağır düzeyde cezalandırılmasını temenni ediyorum. Ailesinin ve hepimizin başı sağolsun diyorum"
Kadına yönelen şiddet dalgasının, masum canlara kast eden canice saldırıların niçin bu kadar yaygınlaştığının mutlaka araştırılması gerektiğine dikkati çeken Bahçeli, "Toplumsal huzurumuza musallat olan bu kanlı ve vahşi tablonun arkasındaki perde aralanmadıkça maalesef Özgecanların kaybını engellememiz ihtimal dahilinde değildir.Şiddet bir sonuçtur ve sebepleri gün yüzüne çıkarılıp tedavi edilmedikçe acıklı hadiseler vicdanları kanatmaya devam edecektir.Bizim için çok mühim olan bu konuyla ilgili yapacağım değerlendirmelere geçmeden evvel, Türkiye ekonomisiyle ilgili bazı kanaatlerimi açıklamak, düşüncelerimi sizlerin ve aziz milletimin bilgisine sunmak arzusundayım" dedi.
Bahçeli, Kasım 2014 dönemine ait işsizlik verilerini değerlendirerek, "Ülke genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki işsizlerin resmi sayısı 3 milyon 96 bine ulaşmış ve bu kapsamda işsizlik oranı yüzde 10,7 olarak gerçekleşmiştir.2014 yılı Şubat ayı itibariyle, işsizlik oranını hesaplamada yeni bir yönteme geçildiğinden işsiz sayısının çerçevesi kurnazca daraltılmıştır. AKP Hükümeti ayak oyunlarıyla, bayat numaralarla işsizliğin üzerini örtmekte, gerçek manzarayı gizlemektedir. Yine de mızrak çuvala sığmamaktadır. İş aramayıp çalışmaya hazır olanlarla birlikte mevsimlik çalışanları resmi işsiz sayısına ilave ettiğimizde karşımıza hakikaten de iç karartan bir tablo çıkmaktadır. Kim ne söylerse söylesin, toplam işsiz sayısı 6 milyona yaklaşmakta ve her evi, her haneyi ateş gibi sarmaktadır. Sosyal ve ekonomik istikrarsızlığı besleyen sayıları iki milyonu aşan Suriyeli sığınmacılar ise işsizliği daha da kemikleştirmektedir. Gençler işsiz, analar, babalar, çocuklar ümitsizdir. İşsizlik sorununu çözmeyen, çözme gibi bir niyeti de bulunmayan, iş ve aş umutlarını karşılamaktan bihaber AKP Hükümeti tam bir başarısızlık markasıdır. Kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 33,9’dur. Herhangi bir sosyal güvencesi olmayan ve kayıt dışı çalışma grubunda bulunanların oranı yüzde 35’e yaklaşmıştır.
2014 yılı üçüncü çeyrekte yüzde 1,7; dokuz aylık dönemde yüzde 2,8 artan ekonomik büyüme yeni iş sahaları oluşturmaktan çok ama çok uzaktır. İşin bir başka düşündürücü tarafı da, çalışma çağındaki nüfusumuzun sadece 25 milyon 874 binin istihdam ediliyor olmasıdır. Gelişmiş ülkelerle mukayese ettiğimizde bu rakam oldukça düşük ve yetersizdir.Takdir edersiniz ki, bir ekonominin başarısı çalışma istek ve arayışında olan insanlara sağladığı veya sağlayacağı iş imkânlarıyla doğru orantılıdır. Bu itibarla AKP’nin ekonomi politikaları duvara toslamakla kalmamış, milyonlarca vatandaşımızı işsiz, güçsüz ve gelirsiz bırakmıştır"
BAHÇELİ’NİN SEÇİM VAATLERİ
Milliyetçi Hareket Partisi’nin işsizliği yenecek kuvvet ve azme sahip olduğunu anlatan Bahçeli, şunları söyledi: "Rabbim izin verir, aziz milletimiz destek ve yetkiyi sağlarsa, işsizlik muhasarası yarılacak, yolsuzluk saldırısı, yoksulluk taarruzu kesif bir bozgun yaşayacaktır. Aç ve açıkta kim varsa elinden tutacağız. İşsiz ve darda kalan kim varsa, elimizi uzatacağız, gönlümüzü açacağız. Gelir dağılımındaki korkunç adaletsizliği giderip, orta sınıfa soluk aldıracağız, zenginden fakire doğru gelir transferi sağlayacağız. İşsizliği önlemek için her yıl sürdürülebilir nitelikli yüksek ve kesintisiz ekonomik büyümeyi, bu büyümenin üretime, yatırıma ve istihdama yol açmasını, toplam varlığı 80 milyar lirayı aşan işsizlik sigortası fonunu işsizlikle mücadelede etkin kullanmayı ve fon gelirinden amacı dışına çıkarılarak hazineye aktarılan 11,5 milyar lirayı tekrar iade etmeyi, işsizlik ödeneğinden yararlanma şartlarını esnetmeyi ve çok sayıda kardeşimizin yararlanmasını, 4/C’lilere kadro vermeyi,Kamuda çalışan taşeron işçileri kadrolu yapmayı, Kadınlarımızın işgücüne katılımını teşvik etmeyi, Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili biriken sıkıntıları gidermeyi, İhtiyaç sahibi her aileden en az bir kardeşimize iş imkanı sağlamayı, atama bekleyen öğretmenlerimizin şikayet ve feryatlarını dindirmeyi, kamuda boş kadrolara atama yapmayı, üniversiteyi bitirmiş evlatlarımızın yüzünü güldürmeyi mutlaka başaracağız, mutlaka yapacağız"
"Biz de teslimiyet yoktur" diyen Bahçeli, bu nedenle işsizliğe teslim olmayacaklarını söyledi. Boş tesellilerle avunmayacaklarını anlatan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz de atalet yoktur. Buna karşılık adaletli bölüşüm bizim işimizdir, hakça paylaşım bizim görevimizdir, külfet ve nimette ortaklık kurmak bizimle tecelli edecektir. Biz mazeret üretmeyeceğiz, üreten ekonomi, çözüm üreten ekonomi, yenilik peşinde koşan ekonomi, bilgi ve teknoloji temelli ekonomi, nihayetinde de yaralara merhem olan ekonomi yönetimini tesis ve temin edeceğiz. İnanıyoruz ki söz ağızdan bir kere çıkacaktır. Dürüstlük, verdiği sözde durmak her babayiğidin de harcı olmayacaktır.Yapacağımız şeyleri söyler, başaracağımızın garantisini veririz. Çünkü Türk siyasetinin 46 yıllık çınarına, Türk-İslam ruhunun yılmaz bekçisine, Türkiye sevdasının simgeleşmiş burcuna başka türlüsü de yakışmayacaktır"
YAŞAM MEMNUNİYETİ ARAŞTIRMASI
Geçen hafta 2014 yılına ait Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nın TÜİK tarafından açıklandığını hatırlatan Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti: "Mutlu olduğunu beyan edenlerin oranı 2013’de yüzde 59 iken, bu oran 2014’de yüzde 56,3’e gerilemiştir. Başka bir deyişle nüfusumuzun yarıya yakını esasen mutsuz ve huzursuzdur. Türkiye’nin mutluluk konusunda da kutuplaşması hayra alamet görülemeyecektir. Gerçekte ise mutlu azınlıkla mutsuz kalabalık arasındaki makas günden güne açılmaktadır. Bugün ülkemiz nüfusunun resmi olarak yüzde 15’i, yani 12 milyona yakın vatandaşımız yoksulluk sınırının altındadır. Ne var ki, hayatın bizatihi akışına baktığımızda bu rakamın daha da fazla olduğunu söylemek mümkün. Sürekli yoksulluk riski altında bulunan aşağı yukarı 10 milyon vatandaşımız bulunmaktadır. Nüfusumuzun yüzde 39,7’si sızdıran çatı, nemli duvar, çürümüş penceresi olan konutta oturmaktadır. Yine nüfusumuzun yüzde 42,2’si ısınamamakta, yüzde 65,4’nün de taksit ve borcu bulunmaktadır."
Son yedi yıllık zaman zarfında, nüfusumuzun yüzde 12,1’inin borçlanmak durumunda kaldığını anlatan Bahçeli, şunları söyledi: "Dikkatinizi çekiyorum, sayıları 38 milyona varan vatandaşlarımız beklenmedik bir harcamayı karşılamaktan uzaktır.Sayıları 58 milyonu aşan vatandaşımız yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını dahi yenilemekten mahrumdur. Toplam sayısı 5 milyona yaklaşan asgari ücretle geçinen kardeşlerimiz sosyal ve ekonomik krizin pençesindedir.2014 yılına ait verilerle söylersek, asgari ücret aldığı halde eşi çalışmayan ve karnını güç bela doyuran 2 milyon 200 bin kardeşimiz, 3 ve üzeri çocuğu bulunan 872 bin insanımız çaresizlikle boğuşmaktadır. 2 milyon taşeron işçimiz eziyet görmekte, zulüm altında inlemektedir"
"ERDOĞAN VE DAVUTOĞLU MİLLETİMİZİN SIRTINDAN GEÇİNİYOR"
"Milyonlarca insanımız sefalet şartlarında yaşarken haram üzerine dikilen, israfla çatısı örülen kaçak ve karanlık saraya sessiz kalmak mümkün müdür?" diye soran Bahçeli, "Ayakkabı alamayan, ekmek bulamayan, şu kış kıyamette palto bile giyemeyen fakir fukaranın hakkına göz dikmek, elindeki avucundaki sömürmek hangi ahlaka, hangi insanlığa sığacaktır?" diye konuştu.
Bahçeli, konuşmasında, "İşine gelmeyince dünyada yalnızlığı umursamadığını söyleyen, yeri gelince de Hz. Mevlana’nın pergel benzetmesini ilham alarak fıldır fıldır dünyayı dolaştığını iddia eden Erdoğan’ın haram ve hezimet sultası nereye kadar sürecektir? Merak ediyoruz, terlemek isteyen Erdoğan, Latin Amerika’nın sıcağını bulunca bol bol terlemiş, güneşin tadını çıkarmış mıdır?Çocuğunu okuturken saçlarına ak düşmüş kardeşim, akşam eve gelirken market ve pazarı yalnızca uzaktan seyreden değerli vatandaşım, bu haksız ve ahlaksız yönetimi daha ne kadar görmezden geleceksiniz? Erdoğan ve Davutoğlu milletimizin sırtından geçiniyor, mazlumların iliğini kurutuyor, helal kazançları aşırıyor hala görmeyecek, tepki vermeyecek miyiz?
Cumhurbaşkanı uçan sarayıyla, devletin parasıyla gezmediği, bol harcırahla görmediği, gitmediği, konaklamadığı yer bırakmamıştır.Erdoğan milletimizin sayesinde dünya turu atmakta, gökyüzünden yere bir türlü inmemekte, kıtalar arası turistik seyahat acentesi gibi çalışmaktadır"
Bahçeli, "Erdoğan dünkü bir konuşmasında, bizi de hedefe koyarak; “Proje desen proje yok, vizyon desen yok, hayal desen o bile yok. Çalışma gayreti zaten hiç yok” diyerek sanki aktif siyasetin içindeki bir siyasi şahsiyet gibi zırvalamıştır. Eğer villada soygun paralarını eritmek, yolsuzluk havuzlarında milyar dolarlarla ıslanmak, ayakkabı kutularına devasa rüşveti sıkıştırmak bir projeyse, bizim böyle bir projemiz ne görülmüş, ne de görülecektir. Eğer hırsızlık bir vizyon, ihanet bir misyonsa; biliniz ki, ne böyle bir vizyonumuz, ne de bu şekilde bir misyonumuz vardır" ifadelerini kullandı.
Bahçeli konuşmasında, "Türkiye’yi yıkmak, milleti bölmek bir hayal ve gayeyse, biz bu hayalin karşısında dimdik duran Alparslan’ız, biz bu hayasızlığı tepeleyecek Türk milletinin eğilmeyecek başı, bükülmeyecek koluyuz" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğanı eleştiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu çalışmadan ziyade, aynanın karşısına geçip çalanlardan bahsederse daha samimi, daha sıcak olacaktır. Erdoğan 2023’ü değil de, 17-25’in şifrelerini anlatırsa en azından bir defa da olsa doğru bir iş yapmış sayılacaktır. Şunu unutmayınız ki, Türk milleti hiçbir kötü emele geleceğini hibe etmeyecek, hiçbir hasis ve despot şahsiyet için gelecek ülkülerinden ödün vermeyecektir. Türkiye hırsıza, uğursuza, kanun kaçaklarına, yolsuzluk ve hıyanet çetelerine bırakılamayacak kadar değerli ve azizdir. İnanıyorum ki, Allah’ın yüce kitabında yasakladığı ne kadar kötülük varsa tarafı ve faili olanları millet vicdanı affetmeyecektir. AKP’yle olan hesabımız mahşere kalmayacak, 7 Haziran’da bu iş kökten ve tümden bitirilecektir"
Uzunca bir süredir toplumsal şiddetin tesirini artırdığına dikkati çeken Bahçeli, şöyle konuştu: "Konuşmamın başında ifade ettiğim gibi, şiddet bir sonuçtur ve nedenleri gün yüzüne çıkarılmadıktan, kaynağına inilmedikten sonra uygulanacak tedbirler pansuman işlevi görecektir. Mersin’in Tarsus ilçesinde, 20 yaşındaki Özgecan kızımızın hunharca katledilişi hepimizi derinden sarsmış, hepimizi hüzne boğmuştur. Soğukkanlı katiller, burada anlatmayacağım vahşilikle Özgecan’ın canını almış, henüz hayatının baharında aramızdan koparmışlardır.Bu cinayete yurt çapında büyük bir tepki gösterilmiş, milletimiz haklı ve meşru bir infialle caniyi, yardım ve yataklık yapan suç ortaklarını protesto etmiştir.Yediden yetmişe herkes Özgecan’a üzülmüş, Özgecan için ağlamıştır.Bu elim ve kahredici cinayetten sonra, sormamız ve sorgulamamız gereken çok şey olduğu açıktır.Kadına, kıza, küçücük çocuklara yönelik şiddet niçin bu denli yaygınlık kazanmıştır? Hiç kimse katil, terörist, ölüm makinesi olarak doğmayacağına göre, hayatın olağan akışı içinde masum bir bebekten azılı bir canavar haline dönüşmenin sırrı nedir?Sorun yetişme şartlarında mıdır? Yoksa eğitim, kültür ve toplumsal geleneklerde mi saklıdır?
Eksik bırakılan, yerine getirilmeyen, ihmal edilen, hatta unutulan hangi terbiye ve ahlaki ödevlerdir. Konunun uzmanları, üniversitelerin ilgili bölümlerinde görev alan akademisyenler ve bilim insanları bugün konuşmayacak, bugün düşünmeyecek de ne zaman dile ve insafa geleceklerdir? Fertlerdeki psikolojik ve sosyolojik açmazların tahlili, şiddeti doğuran sosyal ve siyasal iklimin analizi isabetle yapılmadan yasa çıkarılsa da anlamı olmayacak, idam cezası getirilse de şiddet durmayacaktır"
Gündem