"Çaresizlikten askerlere teklif eden kadınlar gördüm"
Yayınlanma:
İsrail saldırılarından kaçarak Suriye’ye 1950 yıllarından itibaren göç eden Filistinliler ülkenin farklı bölgelerinde inşa edilen kamplara yerleştirildiler.
Filistinli mülteciler için ayrılan kampların en büyüğü olan Yermuk Kampı, Suriye iç savaşı yüzünden 2012 Ocak ayından bu yana Esad güçlerinin kuşatması altında.
Kuşatma öncesinde kampta 1 milyon 200 bin Filistinli yaşarken 4 yıllık savaş sürecinde yaşanan ölüm ve göçlerden dolayı şimdi 18 bin sivil var.
Yermuk Kampı'ndan kaçarak Türkiye’ye sığınan Yasir ve Mirfet çifti 2 yıllık kuşatma sürecinde yaşadıklarını Al Jazeera Türk’e anlattı.
Babasının 1961 yılında Filistin’den Suriye’ye göç ettiğini söyleyen Mirfet Amairi , "Ne bizim, ne de bizimle aynı kaderi yaşayan yüz binlerce Yermuklu mültecinin yaşadığı birçok şeyi anlatabilmesi mümkün değil" diyor.
Yermuk kampında doğan 28 yaşındaki Mirfet Amairi hemşirelik okumuş ve savaş öncesinde kampta bulunan bir hastanede 4 yıl hemşirelik yapmış. Yasir ve Mirfet Amairi çiftinin 2 yaşında çocukları var.
Suriye sınırına 1,5 kilometre mesafede bulunan eski bir fabrikaya sığınan Filistinli aile kendileri gibi Dera ve Halep’ten gelen Filistinli Mülteciler ile birlikte kalıyor. Fabrika içerisinde oluşturulan 4 metrekarelik bölmelerde 38 Filistinli mülteci aile yaşıyor.
Yermuk kampında doğan 2 yaşındaki çocukları İyas ile birlikte sığındıkları terk edilmiş fabrikada ilk olarak Anne Mirfet geride kalan 2 yılda yaşadıklarını anlatmaya başlıyor.
“Kamp önceleri Hamas tarafından yönetilmekteydi. Ancak gösterilerin başlaması ile birlikte Hamaslı yöneticiler kampın idaresinden çekildiler. Silahlı mücadele başlayınca da tamamen uzaklaştılar. Rejim bu boşluğu Suriye’de bulunan El Fetih’e bağlı gruplar ile doldurdu. Kampa askerler yerleşti. Gençlerimizi askere almak için Baas Rejimi tarafından yoğun baskı uygulandı. Kamp sakinleri ise çok azı dışında Esed’le birlikte hareket etme fikrini desteklemedi. Birkaç ay yoğun propaganda uyguladılar, ancak sonuç alamayınca da 2012 Ocak ayından itibaren Yermuk tamamen kuşatma altına alındı.”
"Bize nasıl nankörlük edersiniz, dediler"
Kendilerine "Siz nasıl bunca süre sizi himaye eden Esed ailesine nankörlük edersiniz?’’ şeklinde telkinlerde bulunulduğunu belirten Mirfet Amairi, Hamas’ın muhalifleri destekleyen tutumunun Esed güçlerinde kendilerine karşı büyük bir öfke oluşturduğunu ifade ediyor.
"Önceleri istihbaratçılar gelerek yoğun bir propaganda yürüttüler. Baas rejimi ile topyekûn birlikte iradesi göstermeyince de kampa askerler girdi. Tabii ki onlara destek veren El Fetih Grubundan Filistinli Milisler de birlikte hareket ettiler. Önceleri kampın içerisinden muhalif mevzilere yönelik sürekli top atışları oluyordu. Sonra bize 'kampı boşaltın' dediler. Bu dönemde çıkan aileler oldu ancak çoğunluk çıkmaya da, ordu ile işbirliği yapmaya da karşı çıktı. Bu duruma çok kızdılar okulları ve hastaneleri bombaladılar. Kampı terk etmemiz için baskılarını iyice artırdılar. İstediklerini alamayınca iyice hırçınlaştılar ve kuşatma böylece başladı. Kampın Babila, Yelda, Kadem ve Assali isimli dört çıkış kapısı bulunuyordu. Kısa sürede hepsinde kontrolü sağladılar.’’
“Kuşatma 3 farklı çemberden oluşuyordu”
Yermuk’tan hiçbir biçimde kaçmanın mümkün olmadığını belirten Mirfet Amaidi üç farklı çemberle kuşatıldıklarını ve kamptan kontrol noktaları dışında canlı çıkabilmenin imkansız olduğunu vurguluyor.
“Kuşatmanın ilk halkası Esed’le işbirliği yapan Filistinlilerden oluşuyordu. İkinci hatta Şebbihalar en son halka da ise Ordu güçleri yer alıyordu.”
“Yaşadıklarımızın çoğunu anlatamayız”
“Kendim yüzlerce ölüm olayına bilfiil şahitlik ettim” diyen Filistinli Mirfet Amaidi, “Bunlar açlık, işkence ve kontrol noktalarında bulunan askerlerin keyfî uygulamalarından dolayı gerçekleşen ölümlerdi” diye ekliyor.
Hiçbir biçimde hatırlamak istemedikleri bir kâbus yaşadıklarını belirten Amadi’ye göre Yermuk’ta yüzyılın en büyük dramı yaşanıyor.
“Başlarda kampa gelen askerlerin sözlü ve fiili tacizlerini yaşadık. Şartlar ağırlaştıkça kâbusumuz daha da derinleşti. Sadece bir kaç ekmek için 6 saat bekliyorduk. Fakat bir süre sonra o ekmeği de bulamayacağımız günler geldi. 700’den fazla çocuk açlıktan öldü. Aileler her şeyini feda ederek çocuklarına bir lokma ekmek temin etmeye çalıştı. Belki çok acı ama bu uğurda kendisini feda eden arkadaşlarımız oldu.”
Kedi köpek yeme fetvası
“Sadece benim 72 yakınım açlıktan hayatını kaybetti” diyen Mirfet Amaidi önceleri ot yemeye başladıklarını, sonrasında âlimlerin kedi, köpek eti yemelerinin helal olduğu fetvası ile bu hayvanların etlerini de yediklerini belirtiyor.
“Ekmek bulamadığımız dönemde etrafta bulunan otları toplayarak açlık ihtiyacımızı gidermeye çalıştık. Ancak askerler ve Şebbihalar bizim bu çabamızı kendilerine av malzemesi yaptılar. Kendi aralarında iddiaya girerek ot toplamaya giden kamp sakinlerini vuruyorlardı. Bu sebeple birçok yaralı ve ölülerimiz oldu. Aynı dönemde kedi ve köpek eti yememizin caiz olduğu fetvası çıktı. Bu seferde askerler kedi köpek avına çıktılar. Gördükleri tüm hayvanları öldürüyorlardı.”
'Birçok kadın ve kıza tecavüz edildi'
Evlerinden alınarak veya kontrol noktalarında alıkonan çok sayıda kadın ve kıza tecavüz edildiğini belirten Amaidi şmyle devam ediyor:
“Bunlardan bazıları bir daha geri dönmedi. Çaresizlikten kendilerini Esed askerlerine teklif eden kadınlar gördüm. Ne ac ı ki biz bu dönemi yaşadık. Ve hiç kimselere anlatamayacağımız birçok hadiseye şahit olduk.”
'Bir ekmeğe bir buzdolabı verdik'
Yermuk’ta dekorasyon ustası olarak çalışan 30 yaşındaki Yasir Amaidi ise eşi Mirfet ve oğulları İyes ile birlikte tehlikeli bir yolculuktan sonra ulaştıkları Kilis’te şu anki durumlarının kendilerine Allah’ın büyük bir lütfu olduğunu söylüyor. “Aklımızda halen Yermuk’tan çıkamayan yakınlarımız var” diyen Yasir Amaidi, kişi başına 75 bin Suri rüşvet vererek kamptan kaçtıklarını ifade ediyor.
“Bir ekmeğe karşılık olarak evimizdeki buzdolabını rüşvet verdiğimiz günler oldu. Bazen kampa yardım getiren Birleşmiş Milletler’e ait yardım araçlarını bile vuruyorlardı. Bize karşı içlerinde korkunç bir öfke vardı. Orada yaşananlar bir utanç vesikası olarak tarihe kazınacaktır. Acı olan şey ise bu zulmün 3 yıldır devam etmesi ve hiç kimsenin de bu yönde bir şey yapmamasıdır.”
Bizim durumumuz çok daha acı
“Yermuk Kampı’ndan çıktıktan sonra ilk olarak Ürdün’e geçtik ve orada tutuklanarak yeniden Suriye’ye iade edildik’’ diyen Yasir Amaidi için hiçbir Arap ülkesinin kendilerini kabul etmemesi ve Filistin’in de İsrail zulmü altında inliyor olması kendi durumlarını çok daha vahim kılıyor.
Yasir Amaidi’ye göre Hamas’ın Esed karşıtı tutumu ve Suriye’de yaşayan Filistinlilerin büyük oranda muhalifleri desteklemesi kendilerine yapılan zulmün başlıca sebeplerinden biri.
Şu an su da dâhil hiç bir yiyecek ve içeceğin girmediği kampta birçok salgın hastalığın baş gösterdiğine dikkat çeken Yasir Amaidi, ‘’Tüm dünya çepeçevre sarılan on binlerce sivilin vahşice öldürülmesini seyrediyor. Bu mazlumlara kim, ne zaman ve nasıl müdahale edecek merak ediyorum” diyor.
Yermuk, Halep ve Dera’dan gelen Filistinli 228 mülteci, Filistin ve Suriye bayrakları asılı duran eski fabrikada kendilerine el uzatan bir kaç hayır kurumu sayesinde hayatta kalmaya çalışıyor. Günde iki öğün yemek verilen mülteciler banyo imkânından mahrumlar. Su ve elektrik gibi sorunların da yaşandığı bu zorunlu ikame ortamında bulunan gönüllü yardım kuruluşları, son günlerde bitlenme ve ishal vakası baş gösterdiğini kaydediyorlar.
Filistinli mülteciler için ayrılan kampların en büyüğü olan Yermuk Kampı, Suriye iç savaşı yüzünden 2012 Ocak ayından bu yana Esad güçlerinin kuşatması altında.
Kuşatma öncesinde kampta 1 milyon 200 bin Filistinli yaşarken 4 yıllık savaş sürecinde yaşanan ölüm ve göçlerden dolayı şimdi 18 bin sivil var.
Yermuk Kampı'ndan kaçarak Türkiye’ye sığınan Yasir ve Mirfet çifti 2 yıllık kuşatma sürecinde yaşadıklarını Al Jazeera Türk’e anlattı.
Babasının 1961 yılında Filistin’den Suriye’ye göç ettiğini söyleyen Mirfet Amairi , "Ne bizim, ne de bizimle aynı kaderi yaşayan yüz binlerce Yermuklu mültecinin yaşadığı birçok şeyi anlatabilmesi mümkün değil" diyor.
Yermuk kampında doğan 28 yaşındaki Mirfet Amairi hemşirelik okumuş ve savaş öncesinde kampta bulunan bir hastanede 4 yıl hemşirelik yapmış. Yasir ve Mirfet Amairi çiftinin 2 yaşında çocukları var.
Suriye sınırına 1,5 kilometre mesafede bulunan eski bir fabrikaya sığınan Filistinli aile kendileri gibi Dera ve Halep’ten gelen Filistinli Mülteciler ile birlikte kalıyor. Fabrika içerisinde oluşturulan 4 metrekarelik bölmelerde 38 Filistinli mülteci aile yaşıyor.
Yermuk kampında doğan 2 yaşındaki çocukları İyas ile birlikte sığındıkları terk edilmiş fabrikada ilk olarak Anne Mirfet geride kalan 2 yılda yaşadıklarını anlatmaya başlıyor.
“Kamp önceleri Hamas tarafından yönetilmekteydi. Ancak gösterilerin başlaması ile birlikte Hamaslı yöneticiler kampın idaresinden çekildiler. Silahlı mücadele başlayınca da tamamen uzaklaştılar. Rejim bu boşluğu Suriye’de bulunan El Fetih’e bağlı gruplar ile doldurdu. Kampa askerler yerleşti. Gençlerimizi askere almak için Baas Rejimi tarafından yoğun baskı uygulandı. Kamp sakinleri ise çok azı dışında Esed’le birlikte hareket etme fikrini desteklemedi. Birkaç ay yoğun propaganda uyguladılar, ancak sonuç alamayınca da 2012 Ocak ayından itibaren Yermuk tamamen kuşatma altına alındı.”
"Bize nasıl nankörlük edersiniz, dediler"
Kendilerine "Siz nasıl bunca süre sizi himaye eden Esed ailesine nankörlük edersiniz?’’ şeklinde telkinlerde bulunulduğunu belirten Mirfet Amairi, Hamas’ın muhalifleri destekleyen tutumunun Esed güçlerinde kendilerine karşı büyük bir öfke oluşturduğunu ifade ediyor.
"Önceleri istihbaratçılar gelerek yoğun bir propaganda yürüttüler. Baas rejimi ile topyekûn birlikte iradesi göstermeyince de kampa askerler girdi. Tabii ki onlara destek veren El Fetih Grubundan Filistinli Milisler de birlikte hareket ettiler. Önceleri kampın içerisinden muhalif mevzilere yönelik sürekli top atışları oluyordu. Sonra bize 'kampı boşaltın' dediler. Bu dönemde çıkan aileler oldu ancak çoğunluk çıkmaya da, ordu ile işbirliği yapmaya da karşı çıktı. Bu duruma çok kızdılar okulları ve hastaneleri bombaladılar. Kampı terk etmemiz için baskılarını iyice artırdılar. İstediklerini alamayınca iyice hırçınlaştılar ve kuşatma böylece başladı. Kampın Babila, Yelda, Kadem ve Assali isimli dört çıkış kapısı bulunuyordu. Kısa sürede hepsinde kontrolü sağladılar.’’
“Kuşatma 3 farklı çemberden oluşuyordu”
Yermuk’tan hiçbir biçimde kaçmanın mümkün olmadığını belirten Mirfet Amaidi üç farklı çemberle kuşatıldıklarını ve kamptan kontrol noktaları dışında canlı çıkabilmenin imkansız olduğunu vurguluyor.
“Kuşatmanın ilk halkası Esed’le işbirliği yapan Filistinlilerden oluşuyordu. İkinci hatta Şebbihalar en son halka da ise Ordu güçleri yer alıyordu.”
“Yaşadıklarımızın çoğunu anlatamayız”
“Kendim yüzlerce ölüm olayına bilfiil şahitlik ettim” diyen Filistinli Mirfet Amaidi, “Bunlar açlık, işkence ve kontrol noktalarında bulunan askerlerin keyfî uygulamalarından dolayı gerçekleşen ölümlerdi” diye ekliyor.
Hiçbir biçimde hatırlamak istemedikleri bir kâbus yaşadıklarını belirten Amadi’ye göre Yermuk’ta yüzyılın en büyük dramı yaşanıyor.
“Başlarda kampa gelen askerlerin sözlü ve fiili tacizlerini yaşadık. Şartlar ağırlaştıkça kâbusumuz daha da derinleşti. Sadece bir kaç ekmek için 6 saat bekliyorduk. Fakat bir süre sonra o ekmeği de bulamayacağımız günler geldi. 700’den fazla çocuk açlıktan öldü. Aileler her şeyini feda ederek çocuklarına bir lokma ekmek temin etmeye çalıştı. Belki çok acı ama bu uğurda kendisini feda eden arkadaşlarımız oldu.”
Kedi köpek yeme fetvası
“Sadece benim 72 yakınım açlıktan hayatını kaybetti” diyen Mirfet Amaidi önceleri ot yemeye başladıklarını, sonrasında âlimlerin kedi, köpek eti yemelerinin helal olduğu fetvası ile bu hayvanların etlerini de yediklerini belirtiyor.
“Ekmek bulamadığımız dönemde etrafta bulunan otları toplayarak açlık ihtiyacımızı gidermeye çalıştık. Ancak askerler ve Şebbihalar bizim bu çabamızı kendilerine av malzemesi yaptılar. Kendi aralarında iddiaya girerek ot toplamaya giden kamp sakinlerini vuruyorlardı. Bu sebeple birçok yaralı ve ölülerimiz oldu. Aynı dönemde kedi ve köpek eti yememizin caiz olduğu fetvası çıktı. Bu seferde askerler kedi köpek avına çıktılar. Gördükleri tüm hayvanları öldürüyorlardı.”
'Birçok kadın ve kıza tecavüz edildi'
Evlerinden alınarak veya kontrol noktalarında alıkonan çok sayıda kadın ve kıza tecavüz edildiğini belirten Amaidi şmyle devam ediyor:
“Bunlardan bazıları bir daha geri dönmedi. Çaresizlikten kendilerini Esed askerlerine teklif eden kadınlar gördüm. Ne ac ı ki biz bu dönemi yaşadık. Ve hiç kimselere anlatamayacağımız birçok hadiseye şahit olduk.”
'Bir ekmeğe bir buzdolabı verdik'
Yermuk’ta dekorasyon ustası olarak çalışan 30 yaşındaki Yasir Amaidi ise eşi Mirfet ve oğulları İyes ile birlikte tehlikeli bir yolculuktan sonra ulaştıkları Kilis’te şu anki durumlarının kendilerine Allah’ın büyük bir lütfu olduğunu söylüyor. “Aklımızda halen Yermuk’tan çıkamayan yakınlarımız var” diyen Yasir Amaidi, kişi başına 75 bin Suri rüşvet vererek kamptan kaçtıklarını ifade ediyor.
“Bir ekmeğe karşılık olarak evimizdeki buzdolabını rüşvet verdiğimiz günler oldu. Bazen kampa yardım getiren Birleşmiş Milletler’e ait yardım araçlarını bile vuruyorlardı. Bize karşı içlerinde korkunç bir öfke vardı. Orada yaşananlar bir utanç vesikası olarak tarihe kazınacaktır. Acı olan şey ise bu zulmün 3 yıldır devam etmesi ve hiç kimsenin de bu yönde bir şey yapmamasıdır.”
Bizim durumumuz çok daha acı
“Yermuk Kampı’ndan çıktıktan sonra ilk olarak Ürdün’e geçtik ve orada tutuklanarak yeniden Suriye’ye iade edildik’’ diyen Yasir Amaidi için hiçbir Arap ülkesinin kendilerini kabul etmemesi ve Filistin’in de İsrail zulmü altında inliyor olması kendi durumlarını çok daha vahim kılıyor.
Yasir Amaidi’ye göre Hamas’ın Esed karşıtı tutumu ve Suriye’de yaşayan Filistinlilerin büyük oranda muhalifleri desteklemesi kendilerine yapılan zulmün başlıca sebeplerinden biri.
Şu an su da dâhil hiç bir yiyecek ve içeceğin girmediği kampta birçok salgın hastalığın baş gösterdiğine dikkat çeken Yasir Amaidi, ‘’Tüm dünya çepeçevre sarılan on binlerce sivilin vahşice öldürülmesini seyrediyor. Bu mazlumlara kim, ne zaman ve nasıl müdahale edecek merak ediyorum” diyor.
Yermuk, Halep ve Dera’dan gelen Filistinli 228 mülteci, Filistin ve Suriye bayrakları asılı duran eski fabrikada kendilerine el uzatan bir kaç hayır kurumu sayesinde hayatta kalmaya çalışıyor. Günde iki öğün yemek verilen mülteciler banyo imkânından mahrumlar. Su ve elektrik gibi sorunların da yaşandığı bu zorunlu ikame ortamında bulunan gönüllü yardım kuruluşları, son günlerde bitlenme ve ishal vakası baş gösterdiğini kaydediyorlar.
Gündem